SESLİ: 2 milyar dolarlık sıradan bir adam

Sesli dinlemek için TIKLAYIN

 

Fabrikaya bir yabancı ziyaretçi geldi. Yanında da Türk tercüman var. Kimdir nedir bilmiyorum. Bir şirketin sahibiymiş.

Bu gibi durumlarda zaman zaman olduğu üzere organizasyon bozukluğu oluşmuş ve bana önceden haber vermemişler.

Toplantı salonunda buluştuk, patron var, ben varım, işyerinden bir arkadaş daha var, Türk tercüman ve yabancı kişi.

Adam Fransız asıllı bir Amerikalı. Bir şirketin sahibiymiş.

Patron bir kaç şey soruyor, ben soruyorum. Niçin gelmiş, bize iş mi yaptıracak? Hangi üründen kaç adet istiyor gibisinden meraklarımız var ama o daha ziyade sohbet peşinde.

Türk tercüman devre dışı kaldı, hatta kendisine iş düşmeyince toplantı salonunun da dışına çıktı.

Genel geçer şeylerden konuşuyoruz. Bir ara patron da çıktı dışarı.

Bu esnada ben cirosunu sordum. Hep sorarım zaten, ister söyler isterse de söylemez. Yabancı olduğu zaman söyler Türk olduğu zaman söylemez. Özellikle de Türk küçük patronlar.

Yok nazardır, yok gözü kalır diye midir nedir.

Neyse adam hiç duraksamadan söyledi. 2 milyar dolar.

Evet adamın  cirosu 2 milyar dolarmış.

Biraz şüpheyle yaklaşacak oldum ama adam ABD’de iki, Fransa’da 1, atıyorum şimdi bilmem nerede 1 fabrikası olduğundan bahsediyor.

2 milyar dolar ciro yapan bir adam kanlı canlı yanımda.

Üzerinde bir gömlek var bir kot gibi pantolon. Hiç de lüks gibi görünmüyor bu kıyafetler. Adam çok da rahat. Kendini kasma, süslü konuşma filan yok. Hatta neredeyse Türk gibi elini dizime koyacak gibi hissettim. Pahalı bir saati var yalnız lüks olarak.

Arkadaşa söyledim. Adam 2 milyar ciro yaptığını söylüyor diye. O da öyle baktı. Yorum bile yapamadı.

Durmadım tabi, sormaya devam ediyorum. Şirketi nasıl kurdun diye.

Şirketi bu adam kurmamış. Mühendis olarak gençken küçük bir şirkete girmiş.

İşleri ilerletince patronu buna ortaklık vermiş.

Bir müddet sonra patron işe gelmemeye başlamış.

Zaten yaşlıymış kendi hissesini de buna satmış.

Derken işleri daha büyütmüş ABD’de bilmem nerede 2. fabrikayı açmış. Sonra Avrupa pazarına yakın olmak için Fransada bir fabrika kurmuş.

vs. vs. Türkiye’de adam kazıklamadan, tehdit şantaj olmadan yapılamayacak bir başarı öyküsü gibi.

Bunları anlatan adam aslında yaşlı da ama çok da yaşlı değil.

Kıpır kıpır bir ihtiyar delikanlı.

Çok da samimi.

Tamam dedim. Tebrik ederim. Bu büyük bir başarı öyküsü de nasıl yaptın?

Bu işin bir sırrı var mı?

Basma kalıp bir şeyler bekliyorum. Çok çalıştım çok diyerek.

Herkes öyle der ya, “gece gündüz çalıştım. Hafta sonu demeden çalıştım.” gibi

Öyle demedi.

Öyle bir şey söyleyecek ki, çok basit bir şey çıkacak, kendi kendime “ya ben bunu niye düşünemedim ki” diyeceğim ve yarın olmasa da bir sonraki gün 2 milyar dolar olmasa da 1 milyon dolar kazandıracak bir sırmış gibi bekliyorum. Şaka tabi ki. Ama merakla beklediğim kesin.

Toplantı masalarında her zaman şirketin ürettiği ürünlerden ne olduğunu hatırlamadığınız, oraya niçin geldiğini de hatırlamadığınız parçalar olur ya.

Bizimkinde de vardı.

Uzandı bir talaşlı imalat parçasını aldı.

Küçük bir parça.

Sen dedi. Bunu ne kadar zamanda üretiyorsun?

Parçanın ne olduğunu bile hatırlamıyorum ki.

İçeriye sordurmaya kalksam konu kaynayacak.

Ama cevapsız bırakacak değilim ya, 22 saniye dedim.

Ben dedi bu parçayı 7.5 saniyede üretiyorum.

Bu zaten yeterliydi ama devam etti.

Sizin ülkenizde işçilik ücretleri düşük ama ben çok daha hızlı üreterek sizden daha düşük maliyete çıkartıyorum bu ürünü.

Bu ürünün satış fiyatı diyelim ki 50 cent ben bu üründen milyonlarca üretiyorum ve bunun gibi yüzlerce parça üretiyorum.

O sırada patron  girdi içeri konuşmayı kestik.

Ben dersimi aldım.

Adam bize niye gelmiş epey bir zaman çıkartamadık ama bir iki yıl sonra Türkiye’de de bir fabrika açtığını biliyorum.

Dolayısı ile herhalde piyasayı koklamak, rakip şirketlerin durumunu çözmek için diye sonradan düşünmüştüm.

Toplam Oy Sayısı 5

Leave A Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir