İş bulmadan işten ayrılmak

Başka bir iş bulmadan işyerimden ayrıldım. (Fi tarihinde)

Boştayım, evdeyim.
Benim işsizliğim bana dert ama ayrıca herkese de dert.

İş bulmadan ayrılmasaydın filan diyorlar. (Doğru söylüyorlar ama işe yaramıyor)
Şimdi ne yapacaksın diyorlar (Eh merak işte! Ağzımızda gümüş kaşıkla doğmadığımız için iş bulacağız tabi ki)
Bunun yanında şuraya git buraya git diyenler de oluyor ama tam adres (kişi) belli olmadan çat kapı gitmek hem mevcut değerinizi (artık neyse) düşürür, hem de çok zaman ve para kaybı olur.

Bir de telefon açıp karşıdaki kişiyle konuşan ve seninle görüşmek istiyor diyenler var. Bunlar nispeten daha iyi ama bunun da eksi tarafı sizin tam olarak ne iş yaptığınızı bilmeyenler, abi süper adam diyenler, sizi ne iş olsa yaparım abi pozisyonuna sokanlar olabiliyor.

Neyse sonuncu tipten bir yardım ile bir yere görüşmeye gittim.
Beni oraya öneren kişi aslında ne iş yaptığımı bilmeyen birisiydi ama tevafuk oldu. Benim iyi bir şekilde yapabileceğim bir iş tanımı ortaya çıktı (iş tanımı dediysem gerçek anlamıyla dokümante bir iş tanımı yok elbette ama anlatılanlardan öyle çıkıyor)
Neyse konu uzun,
Soru sordurmadım pek, daha ziyade ben ne yapabileceğimi anlattım.
Karşı taraf memnun ama emin de değil.

İngilizce var tabii dedi.
Ben de evet var dedim.
Bize çok iyi İngilizce lazım dedi.
Ben de İngilizcem iyi ama o kadar da değil dedim. Konuşurum, anlarım ama sonuçta İngilizce benim için bir yabancı dil ve yurtdışında da okumadım dedim.

Patron sekretere seslendi, Ayşe Hanım, geçen gelen faksı getirir misin diye.
Sekreter hanım, elinde bir faksla geldi. Bana verdiler. Küçük küçük yazılarla yazılmış çok uzun ve tamamen teknik bir yazı. Büyük bir konstrüksiyonu talimat gibi madde madde değil de nesir gibi yazmışlar.

İngilizce okuyup tercüme mi yapayım, yoksa doğrudan Türkçe olarak okuyayım mı dedim.
Sonra da içimden okuyarak, Türkçe olarak tercüme şeklinde değil de anladıklarımı anlattım.
Patron ve Sekreter ikisi de şok oldular. Sekreter İngilizce bilmiyor ama benim rahatlığımdan şok olmuş.
Patron bunu dedi İngilizce eğitim veren üniversitelerden gelen mühendisler de okuyamadı biliyor musun dedi.

Ben de onlar benden daha iyi İngilizce konuşurlar, ama bu tamamen teknik bir doküman bunu anlayabilmeleri için hem İngilizcesini, hem de Türkçesini bilmeleri gerekiyor ki bu da zor dedim.

(Teknik İngilizcemin kaynağı üniversitede ders kitabı olarak kullanılan Pamela Edis Hanımın Teknik İngilizce Kitabı. çok güzel bir kitaptır)

Sonra ne oldu?
Olmadı 🙂
Benim istediğim ücreti vermedi, tekrar çağırdı, bir daha görüştüm, aynı ücreti istedim, o biraz daha yükseltti ama istediğim ücreti vermedi, ben yine hayır dedim.

En sonunda telefon açtı, benim ücreti kabul ettiğini telefonla söyledi.
Ben teşekkür ederim başka bir işe bakacağım dedim.

Eğer oraya girmiş olsam başarılı olurdum mutlaka ama sürekli finansal problem yaşardım ve böyle bir kişi ile uzun soluklu bir iş olmazdı.

Bir ay sonra başka bir işe ücret konuşmadan girdim.
İyi de oldu. “Hayat siz plan yaparken başınıza gelendir.” diye kim söylemişse iyi söylemiş.

Toplam Oy Sayısı 1

Leave A Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir